artık cümleler tekil kuralamıyor biliyor musun? birlik bilinci dedik durduk bilip bilmeden yıllardır. ama artık gerçekten herkes tek bir birde eriyor hayatımda.
o reddetmiş, bu beğenmemiş, bu acıyıp ilgilenmemiş, şu gözümün yaşına bakmamış... koymuyor bebeğim, koyamıyor. bu kadar tam ve bütünken, bu kadar sevgideyken ne kadar sürebilir mağlubiyet, kendine acıma, affedersin ağzına ağzına sıçma. sen sormadan ben söyleyeyim: sürmez. sürebilemez. sevginin olduğu yerde erir ki hepsi, çözünür, parçacıklarına ayrışır ve yeniden biçimlenir, en parlak ve ışıldayan haliyle. çünkü benim seçimim bu yönde :)
hayatımdaki dengeyi sabitleyen insan. sağ ol sağ ol sağ ol. hem ne demişler "hay allah ilhanını versin" :)
Cuma, Haziran 05, 2009
Cuma, Mart 20, 2009
manasız sabahlar
kelime oyunu falan bilmiyorum galiba. biliyordumsa da hızla unutuyorum.
içimde açılıp saçılan bir şeyler var, bugün resmen burun buruna geldik. Kısaca: başıma güzel bir gelecek var. Ama sanki ciddi ciddi karşılaşınca bugün, içimde bir şeyler tırstı ki hala daha bu renkli ekran başında oturup harflere, şekillere, renklere bakıyorum.
o kadar uzağım ki buradan cümleler kurmaya, yarım dakika aradım yeni yazı göndermek için ne yapmam gerektiğini.
aslında üsttekilerin, hepsinin, şu araların özeti:
Bildiklerim siliniyor bu ara. Yepyeni ve henüz anlatmasını hatırlayamadığım bir şeyler parlıyor altından.
Türkçe meali ne bunun dersen eğer görünmez hedef kitlem: Hayatı yaşayış, bir şeyleri yapış halime motivasyon, yöntem ve yön olanlar kökten değişiyor. Bu bilinçli bir seçimden çok bir oluş hali. Nereye varacağını bilemeden akan bir hal. Her an daha net, her an daha yakın varış noktası. Tanıdıkça, tanıştıkça; ya burada, ya yine sil baştan bir başlangıçta anlatacağım.
Bu kadarını yazabilmemi de eski tutungacı olan manasız bir sabahlamaya borçlu/suçluyum.
Sabah kalkabilebülür müyüm? Lüüüttfeeennn...
içimde açılıp saçılan bir şeyler var, bugün resmen burun buruna geldik. Kısaca: başıma güzel bir gelecek var. Ama sanki ciddi ciddi karşılaşınca bugün, içimde bir şeyler tırstı ki hala daha bu renkli ekran başında oturup harflere, şekillere, renklere bakıyorum.
o kadar uzağım ki buradan cümleler kurmaya, yarım dakika aradım yeni yazı göndermek için ne yapmam gerektiğini.
aslında üsttekilerin, hepsinin, şu araların özeti:
Bildiklerim siliniyor bu ara. Yepyeni ve henüz anlatmasını hatırlayamadığım bir şeyler parlıyor altından.
Türkçe meali ne bunun dersen eğer görünmez hedef kitlem: Hayatı yaşayış, bir şeyleri yapış halime motivasyon, yöntem ve yön olanlar kökten değişiyor. Bu bilinçli bir seçimden çok bir oluş hali. Nereye varacağını bilemeden akan bir hal. Her an daha net, her an daha yakın varış noktası. Tanıdıkça, tanıştıkça; ya burada, ya yine sil baştan bir başlangıçta anlatacağım.
Bu kadarını yazabilmemi de eski tutungacı olan manasız bir sabahlamaya borçlu/suçluyum.
Sabah kalkabilebülür müyüm? Lüüüttfeeennn...
sanıyorum ki şunlarla alakalı:
henüz yok/biz var
Cuma, Ocak 16, 2009
anaaammmmm!
Bir an çok korktum. Öyle korktum ki dedim olmaz böyle.
Sanki bu blog uçup kaçıverecek elimden, gidecek sonsuzluğa karışacak, yok olacak. Blog yazmak diye bir şey mümkünatı yok yaşanamayacak. Anam dedim gitti gider. Noolarız o zaman. İnsan gibi n'oluruz bile mümkün olmaz. Ancak noolarız, hatta noğalarız belki.
Dedim yazayım. Şansım, elim, kolum, inatla hala beynim varken yazayım.
----
İnanır mısın yazıları kitaplaştırma ihtimali mevcut. Hafif uzaklarda duruyor, el falan sallıyor. Bakarsın olur gı? Hiç ummamaktaydım böyle şeyleri. Ama üretmeye engel diye besleyip büyütüyorum böyle "nasıl olcak ki o, olmaz ki, niye olsun ki" leri biliyorum.
----
Ama buna kesin inanmazsın ki artık benim de skinny jeans im var.
----
Son dakika sunumları, çok da mühendisimmiş gibi -mühendismişim gibi değil- bıdı bıdı ettiğim raporlar, yok efenim proceler, yok işte dizayn falan. Fikir beyan ediyorum deli gibi. Diyorum ki böyle yapabilebiliriz bence. Çok ilginç. Bugünler de geldi, burnumuzun dibinde duruyorlar, hüüp desek içimize girecekler.
----
Kütüphane, yemekhane ve bilumum kampüs gerçekleriyle tanıştım ben bu sene. İnsanlarla yolda karşılaşabildim inanır mısın? Kahve makinesi kuyruğu insanı oldum. Sandviç kondu sonra para atıp bıdı alınan aletlere. Ben gördüm lan ilk. Mesaj attım, haber veren oldum. -bilmeyenlere not: yurduna kapanıp delü gibin ers çalışır edalarında kendini paralayan, çalışamadım diye de kendine nefes almadan küfreden, hatta zihninde kırbaçlayan, aşağılayan, ezen, kendi kendine dominant ama sonuç sıfır bir insancıktım da ben. azıcık çift anadal yapıyorum da biraz ondan oluyor diyordum, değilmiş. hala yapıyorum ama oram buram ruhsal çürüklerle dolu, değil oh bea!-
----
Barcelona adlı filme gittim bugün. Normalde hemen "amanın bak insanlar neler neler yaşıyorlar, bak eziksin işte, deli korkaksın, sen evinden çıkıp Şok'a gitmeye korkuyorsun bazı bazı da aç kaloorsun, millet gel seni arkadaşınla Adı Bile Bir Hoş' a götüreyim, gece gündüz hep beraber seviğşelim diyene koşoor gidoor?!" diye manasızca bir özengeçlik gelirdi. Ya da tam tersi emaaan sen buna özgürlük bıdılık mı diyorsun, bu bildiğin kayıplık, arayıştalık, tutunamamazlık, aslında toptan yaşanamamışlık/yaşanamamazlık der, de gedin la hayat boyu ergenler der geçerdim. Hiçbiri olmadı, bir eğlendim, bir mutlandım. Evat azcık gereksiz, evaat azcık da ben yapam bu ne ot gibi dedim. İki taraftan da birer pinçik aldım. Bunu Woody Allen' ın ciciler yaratma yetisine değil, artık dengeye kavuşmalardaki cici benliğime borçlu olduğumu düşünmek istiyorum ve şu anda düşündüm. Oh.
----
Daha yazarım, hem de ne biçiiimmm. -ödev yetiştireceğim yarına da ondan evet evet, hepimiz biliyorduk bunu zaten.-
----
Yazmadan duramadııımmmmmmm: Final haftası. Ben gittim film izledim, inanır mısın kot aldım, patlamış mısır yedim hayvanlar gibi, milkshake bile içtim, hatta etek giymiştim tüm gün. Bunlar final haftasında oldu da bitti maşallah. 3 final bitmiş, 5 final kalmış ve tüm proceler teslimli sunumlu hala gelmiş bitmişken. Tam ortasındayken. Ay ben yerim ben beni. Nerede o eski zaman final kusmukları -bilen biliiirr, bilmeyen geçmiş yazılardan bulabiliiir, bence bulmasın kız kusmuk gibi ıyk-
----
Pembe saç(ak)lı kızı ben çok seviyorum ulan, onun ruhu duymayacak burada adının böylesine geçtiğini ama olsun varsın.
Sanki bu blog uçup kaçıverecek elimden, gidecek sonsuzluğa karışacak, yok olacak. Blog yazmak diye bir şey mümkünatı yok yaşanamayacak. Anam dedim gitti gider. Noolarız o zaman. İnsan gibi n'oluruz bile mümkün olmaz. Ancak noolarız, hatta noğalarız belki.
Dedim yazayım. Şansım, elim, kolum, inatla hala beynim varken yazayım.
----
İnanır mısın yazıları kitaplaştırma ihtimali mevcut. Hafif uzaklarda duruyor, el falan sallıyor. Bakarsın olur gı? Hiç ummamaktaydım böyle şeyleri. Ama üretmeye engel diye besleyip büyütüyorum böyle "nasıl olcak ki o, olmaz ki, niye olsun ki" leri biliyorum.
----
Ama buna kesin inanmazsın ki artık benim de skinny jeans im var.
----
Son dakika sunumları, çok da mühendisimmiş gibi -mühendismişim gibi değil- bıdı bıdı ettiğim raporlar, yok efenim proceler, yok işte dizayn falan. Fikir beyan ediyorum deli gibi. Diyorum ki böyle yapabilebiliriz bence. Çok ilginç. Bugünler de geldi, burnumuzun dibinde duruyorlar, hüüp desek içimize girecekler.
----
Kütüphane, yemekhane ve bilumum kampüs gerçekleriyle tanıştım ben bu sene. İnsanlarla yolda karşılaşabildim inanır mısın? Kahve makinesi kuyruğu insanı oldum. Sandviç kondu sonra para atıp bıdı alınan aletlere. Ben gördüm lan ilk. Mesaj attım, haber veren oldum. -bilmeyenlere not: yurduna kapanıp delü gibin ers çalışır edalarında kendini paralayan, çalışamadım diye de kendine nefes almadan küfreden, hatta zihninde kırbaçlayan, aşağılayan, ezen, kendi kendine dominant ama sonuç sıfır bir insancıktım da ben. azıcık çift anadal yapıyorum da biraz ondan oluyor diyordum, değilmiş. hala yapıyorum ama oram buram ruhsal çürüklerle dolu, değil oh bea!-
----
Barcelona adlı filme gittim bugün. Normalde hemen "amanın bak insanlar neler neler yaşıyorlar, bak eziksin işte, deli korkaksın, sen evinden çıkıp Şok'a gitmeye korkuyorsun bazı bazı da aç kaloorsun, millet gel seni arkadaşınla Adı Bile Bir Hoş' a götüreyim, gece gündüz hep beraber seviğşelim diyene koşoor gidoor?!" diye manasızca bir özengeçlik gelirdi. Ya da tam tersi emaaan sen buna özgürlük bıdılık mı diyorsun, bu bildiğin kayıplık, arayıştalık, tutunamamazlık, aslında toptan yaşanamamışlık/yaşanamamazlık der, de gedin la hayat boyu ergenler der geçerdim. Hiçbiri olmadı, bir eğlendim, bir mutlandım. Evat azcık gereksiz, evaat azcık da ben yapam bu ne ot gibi dedim. İki taraftan da birer pinçik aldım. Bunu Woody Allen' ın ciciler yaratma yetisine değil, artık dengeye kavuşmalardaki cici benliğime borçlu olduğumu düşünmek istiyorum ve şu anda düşündüm. Oh.
----
Daha yazarım, hem de ne biçiiimmm. -ödev yetiştireceğim yarına da ondan evet evet, hepimiz biliyorduk bunu zaten.-
----
Yazmadan duramadııımmmmmmm: Final haftası. Ben gittim film izledim, inanır mısın kot aldım, patlamış mısır yedim hayvanlar gibi, milkshake bile içtim, hatta etek giymiştim tüm gün. Bunlar final haftasında oldu da bitti maşallah. 3 final bitmiş, 5 final kalmış ve tüm proceler teslimli sunumlu hala gelmiş bitmişken. Tam ortasındayken. Ay ben yerim ben beni. Nerede o eski zaman final kusmukları -bilen biliiirr, bilmeyen geçmiş yazılardan bulabiliiir, bence bulmasın kız kusmuk gibi ıyk-
----
Pembe saç(ak)lı kızı ben çok seviyorum ulan, onun ruhu duymayacak burada adının böylesine geçtiğini ama olsun varsın.
Pazar, Eylül 21, 2008
en son ne zaman"yazdığını" unutmak
Unutmuşum unutmasına ama baktım da bir eskilere o kadar da fena değilmiş canım.
------
Nefretler, öfkeler birikmiş içimde meğer bunca zaman da yaşanmadıklarından unutuvermişim nasıl hisler olduklarını. 3 ayda bir sesi yükselen insanken bir ayda olmadık olay, kalp kırmayan insan kalmadı birden.
Büyülü bir bağ kuruldu bu hengamenin içinde. 8 sene farkla benzer hayatlara doğduğum, kanımdan canımdan olana, ilk kez içindeki gerçeği görmek için bakınca oldu hem de. Şükürler olsun. -"işte yine başladı, bir şükürdür gidiyor, bir kere de küfrettiğini görelim ulan kıçı kırık polyanna?!" tepkisi veren var mı :) -
Son 5 yazıda da, bundan 3 sene önce kapanan defterleri özetleyen son hikayelerimde de fark edilenlerin özü aynı. Kısaca derdimi de, dermanımı da bileli 23 sene oluyor olabilir muhtemelen :)
Hep fark eden, hep çözümleyen ama hiç eyleme geçmeyen olarak yaşamaya bir müddet daha devam etmişiz. Bunu yine fark etmek, çözümünü hatırlayıp henüz hayata geçirmemiş olmaktan muzdaribiz hala.
Çözülür efem, çözülür.
-------
Seven gözler çoğalıyor etrafımda. Ordu gibi gezebilen hallere geldik. Yüzümü az düşmüş görünce kendi içinde gerilenler türedi. Biraz kendimi kapatmaya çalışsam, oramı buramı mıncırıp morartanlar çullanıyor üstüme. Her ne kadar görmekten kaçmakta inat etsem de, hayat daha kolay, destek daha çok ve izin verirsem her anda. Bunalacak konu/zaman/mekan bulmak giderek daha güçleşiyor :) Direnmeyi bitirdiğin anda kat kat, pat pat açılıyor önünde hayat.
Hayatı ciddiye almayı, kendini yargılayıp eleştirmeyi bir bırak da nefes al olur mu :)
Bunda yetersiz, şunda eksik, buradaysa aptalsın demeden bir dur nefes al bakalım nasıl oluyor?
-------
Dün yine sayısız şekilde kendimi ona buna müdahale eder buldum. dexter'ımsı tepkiler vermeme neden oldu bu an. İçimdeki canavar hortluyor edebiyatına dönüveriyor iş bir anda. Canavardan çok bıdı bıdıcı teyze demek daha doğru. Ama etkisi ve korkunçluğu daha az değil. Can alsa iyi, ömür karartıyor böylesi. -derken yine kendini yargılayıp eleştirme batağına mı daldım yoksa, hmm-
-------
Son 3 postta başladığım hayaller kurma eylemi son bir ayımda kuş olup uçtu. Bırak hayal kurmayı, yolda yürümeye korkar oldum. Bir çaresizlik, güçsüzlük çölünde kana kana tutulacak el/dayanılacak omuz içmek isteğiyle süründüm. Ama toparlıyorum. Öfke ve nefreti geldiği yere göndermeksizin tümden saklandığı yerden çıkarabildiğim anda daha stabil hallerde yeniden karşılaşacağız.
-------
Yazma aralıklarım yine de sene başına göre daha sık. Demek ki önceki postların sözünü verdiği yaratıcı aktiflik umutları biraz daha gerçekçileşebilir.
------
Nefretler, öfkeler birikmiş içimde meğer bunca zaman da yaşanmadıklarından unutuvermişim nasıl hisler olduklarını. 3 ayda bir sesi yükselen insanken bir ayda olmadık olay, kalp kırmayan insan kalmadı birden.
Büyülü bir bağ kuruldu bu hengamenin içinde. 8 sene farkla benzer hayatlara doğduğum, kanımdan canımdan olana, ilk kez içindeki gerçeği görmek için bakınca oldu hem de. Şükürler olsun. -"işte yine başladı, bir şükürdür gidiyor, bir kere de küfrettiğini görelim ulan kıçı kırık polyanna?!" tepkisi veren var mı :) -
Son 5 yazıda da, bundan 3 sene önce kapanan defterleri özetleyen son hikayelerimde de fark edilenlerin özü aynı. Kısaca derdimi de, dermanımı da bileli 23 sene oluyor olabilir muhtemelen :)
Hep fark eden, hep çözümleyen ama hiç eyleme geçmeyen olarak yaşamaya bir müddet daha devam etmişiz. Bunu yine fark etmek, çözümünü hatırlayıp henüz hayata geçirmemiş olmaktan muzdaribiz hala.
Çözülür efem, çözülür.
-------
Seven gözler çoğalıyor etrafımda. Ordu gibi gezebilen hallere geldik. Yüzümü az düşmüş görünce kendi içinde gerilenler türedi. Biraz kendimi kapatmaya çalışsam, oramı buramı mıncırıp morartanlar çullanıyor üstüme. Her ne kadar görmekten kaçmakta inat etsem de, hayat daha kolay, destek daha çok ve izin verirsem her anda. Bunalacak konu/zaman/mekan bulmak giderek daha güçleşiyor :) Direnmeyi bitirdiğin anda kat kat, pat pat açılıyor önünde hayat.
Hayatı ciddiye almayı, kendini yargılayıp eleştirmeyi bir bırak da nefes al olur mu :)
Bunda yetersiz, şunda eksik, buradaysa aptalsın demeden bir dur nefes al bakalım nasıl oluyor?
-------
Dün yine sayısız şekilde kendimi ona buna müdahale eder buldum. dexter'ımsı tepkiler vermeme neden oldu bu an. İçimdeki canavar hortluyor edebiyatına dönüveriyor iş bir anda. Canavardan çok bıdı bıdıcı teyze demek daha doğru. Ama etkisi ve korkunçluğu daha az değil. Can alsa iyi, ömür karartıyor böylesi. -derken yine kendini yargılayıp eleştirme batağına mı daldım yoksa, hmm-
-------
Son 3 postta başladığım hayaller kurma eylemi son bir ayımda kuş olup uçtu. Bırak hayal kurmayı, yolda yürümeye korkar oldum. Bir çaresizlik, güçsüzlük çölünde kana kana tutulacak el/dayanılacak omuz içmek isteğiyle süründüm. Ama toparlıyorum. Öfke ve nefreti geldiği yere göndermeksizin tümden saklandığı yerden çıkarabildiğim anda daha stabil hallerde yeniden karşılaşacağız.
-------
Yazma aralıklarım yine de sene başına göre daha sık. Demek ki önceki postların sözünü verdiği yaratıcı aktiflik umutları biraz daha gerçekçileşebilir.
sanıyorum ki şunlarla alakalı:
hayata katıl emri
Cumartesi, Ağustos 16, 2008
garip diyordum ya hani yıllar önce. tanımlayamadığım her şeyin adıydı.
yazlık sefası benzeri bir beyin mıncıklanmasındayım şimdi. burada, 3 gündür tanıdığım güleryüzlü insanlarlayım. son final öncesi son gecede. stresten çok baygınlık içeren, bitse de gitsek'in hat safhada yaşandığı bu anda ben avrupa'ya gitme hayalleri kuruyorum.
beni tanımayan hedef kitlesi mensuplarına açıklamak gerekirse: ben pek gidip görme hayalleri kurmam, kurmazdım. param yok, bıdım yok, kim bilir ne zaman olar ki?!, işe girdikten sonraki ilk yıllık iznimde falan? larla yaşadım yıllarca. kim sorsa en büyük hayalimdi, ama hiç hayalini kurmamıştım ki. iznim yoktu gerçekleşemeyecek bir şey istemeye. bırak avrupa'yı karadeniz turu olsa yeterdi. ya da çantamı sırtıma alıp 2-3 bilmediğim sokaklarda gezsem de olurdu. birkaç sevdicekle mesela.
kıssadan hisse:
artık hayal kuruyorum ben.
tüm yasaklarımı, sınırlarımı, tabularımı delme zamanındayım.
geçmişte beni beslemiş tüm acılar kabuk kabuk soyulurken
alttan çıkan yeni sezen'in heyecanındayım.
-yazılarıma düzen ve kimlik kazandırmak da artık kurduğum hayallerden biri. ağzımın kenarında büyüyen ve hep patlamaya mahkum sakız balonları gibi değil bu sefer. deyim yerindeyse, gerçek ve elle tutulur hayaller.
ps: biri bana şu adamdan alsın
--> http://www.todaysbigthing.com/2008/06/23
yazlık sefası benzeri bir beyin mıncıklanmasındayım şimdi. burada, 3 gündür tanıdığım güleryüzlü insanlarlayım. son final öncesi son gecede. stresten çok baygınlık içeren, bitse de gitsek'in hat safhada yaşandığı bu anda ben avrupa'ya gitme hayalleri kuruyorum.
beni tanımayan hedef kitlesi mensuplarına açıklamak gerekirse: ben pek gidip görme hayalleri kurmam, kurmazdım. param yok, bıdım yok, kim bilir ne zaman olar ki?!, işe girdikten sonraki ilk yıllık iznimde falan? larla yaşadım yıllarca. kim sorsa en büyük hayalimdi, ama hiç hayalini kurmamıştım ki. iznim yoktu gerçekleşemeyecek bir şey istemeye. bırak avrupa'yı karadeniz turu olsa yeterdi. ya da çantamı sırtıma alıp 2-3 bilmediğim sokaklarda gezsem de olurdu. birkaç sevdicekle mesela.
kıssadan hisse:
artık hayal kuruyorum ben.
tüm yasaklarımı, sınırlarımı, tabularımı delme zamanındayım.
geçmişte beni beslemiş tüm acılar kabuk kabuk soyulurken
alttan çıkan yeni sezen'in heyecanındayım.
-yazılarıma düzen ve kimlik kazandırmak da artık kurduğum hayallerden biri. ağzımın kenarında büyüyen ve hep patlamaya mahkum sakız balonları gibi değil bu sefer. deyim yerindeyse, gerçek ve elle tutulur hayaller.
ps: biri bana şu adamdan alsın
--> http://www.todaysbigthing.com/2008/06/23
sanıyorum ki şunlarla alakalı:
yeni hayat
Pazar, Ağustos 10, 2008
hem de ne biçim!
sanki ilk defa hayaller kuruyor gibiyim. ilk kez bu kadar hür, ilk kez bu kadar cesur.
hayatta hiç bu kadar ve üst üste korkmadığım için biliyorum. korktukça bitiriyor, bitirdikçe havalanıyorum.
sadece hislerde kalmayıp eylemlere dökülmesi için her şeyi yapmaya hazırım. artık gerçekten, hesapsız ve kitapsız hazırım. gelecek her neyse, ne zamansa, nasılsa. hepsine.
hayatta hiç bu kadar ve üst üste korkmadığım için biliyorum. korktukça bitiriyor, bitirdikçe havalanıyorum.
sadece hislerde kalmayıp eylemlere dökülmesi için her şeyi yapmaya hazırım. artık gerçekten, hesapsız ve kitapsız hazırım. gelecek her neyse, ne zamansa, nasılsa. hepsine.
sanıyorum ki şunlarla alakalı:
yeni hayat
soyun-sana
kılıf kılıf üstüne giydirilmişken sıkı sıkı
bir baktım bilekleri sıkmış, iz bırakmış
nefes nefes içime çekerken hayatı
bir baktım burnum yüzümden kopmuş, düşmüş
parçalar birleşiyor şimdi
ben tümleşiyor şimdi
yıllardır beklenen, gerçekten isteniyor şimdi
şükürler olsun :)
bir baktım bilekleri sıkmış, iz bırakmış
nefes nefes içime çekerken hayatı
bir baktım burnum yüzümden kopmuş, düşmüş
parçalar birleşiyor şimdi
ben tümleşiyor şimdi
yıllardır beklenen, gerçekten isteniyor şimdi
şükürler olsun :)
sanıyorum ki şunlarla alakalı:
yeni hayat
gönderi yarat
ilk kez bu kadar yakınım sınırsızlığa
görmeye ve duymaya
ilk kez kapının eşiğinde parlıyor ışık
bir sonraki adımda içeride olacağım
biliyorum
o yeni dünyada
benken benimle
yalnız ama tam
birileriyle bir şeylere anlam kazanmadan
çıplak ve gerçek
ve farkında
kendinin, yüzünün, resminin, bütünün
ilk kez bürünmeden olacağım
ilk kez düşünmeden koşacağım
ilk kez gerçekten istediğim gibi, hatırladığım gibi olacağım
ilk kez beklemeyi bıraktım, var etmeye koşuyorum
şükürler olsun :)
ilk adımın ayakkabısı aldım bugün :) -sembolik bir başlangıç mı dediniz?
görmeye ve duymaya
ilk kez kapının eşiğinde parlıyor ışık
bir sonraki adımda içeride olacağım
biliyorum
o yeni dünyada
benken benimle
yalnız ama tam
birileriyle bir şeylere anlam kazanmadan
çıplak ve gerçek
ve farkında
kendinin, yüzünün, resminin, bütünün
ilk kez bürünmeden olacağım
ilk kez düşünmeden koşacağım
ilk kez gerçekten istediğim gibi, hatırladığım gibi olacağım
ilk kez beklemeyi bıraktım, var etmeye koşuyorum
şükürler olsun :)
ilk adımın ayakkabısı aldım bugün :) -sembolik bir başlangıç mı dediniz?
sanıyorum ki şunlarla alakalı:
anda varolus hosgeldin,
yeni misin nesin?
Çarşamba, Temmuz 16, 2008
bir/kaç? karar
Kendi hayatına odaklanmak neymiş, bol örnekli, resimli bir ders kitabı olarak önüme kondu. Okumaktayım.
Ertelemeyi her anıma, her alanıma bulaştırmaktan feci bıktım. Bu kendimle yapışık varsaydığım asalaktan temelli kurtulmak nyetindeyim.
Yaratmayı nefes almak sanarken, yıllara uzanan kelimesizlikler içinde daha fazla boğulmayacağım. Gerçekten anlatacaklarım, görmek ve göstermek istediklerim var. Daha fazla yapılanları izleyen ve keşkeleri ardı ardına sıralayan olmak istemiyorum. Hayat yaşarmış gibi yapmayı bırakıp gerçekten adımın taşıdığı anlamları -kelime anlamı değil kastım, kendi kendime koyduğum tüm adlar ve anlamları- deneyimlemek istiyorum.
Kendimde var olanları tümüyle fark edip buna göre değişmek istiyorum.
"Best friend'ler üzerinden ilerliyorsun zaten sen hep" Tam işaret ettiği yerde oturmuyorum. Ama fark ettim ki bu beraber başlanıp beraber ilerlenmeyen her şeyden korkup kendimi geri çekmeme engel olmamış. Belki kişi odaklı gelişmiyor hayatım, ama kendime odaklı olmadığımı da bu yazının ilk cümlesinde de, bundan 2 ay önce de biliyordum. Şekilde değiştirdiklerim oldu. Ama hala kendi kendimin hızına varamadım. Dışarıdan medet ummalardayım. Kendi gelişimlerimi kendim başlattığım, sadece süreç içinde yardım aldığım verimli ve özgür anlara dönmeye kararlıyım.
Bir yerlere bunları yazabilmek için bile 3 hafta kıvranmış olmam bu andan itibaren kararlı olmamı engellemeyecek.
Odağından kaçma!
Ertelemeyi her anıma, her alanıma bulaştırmaktan feci bıktım. Bu kendimle yapışık varsaydığım asalaktan temelli kurtulmak nyetindeyim.
Yaratmayı nefes almak sanarken, yıllara uzanan kelimesizlikler içinde daha fazla boğulmayacağım. Gerçekten anlatacaklarım, görmek ve göstermek istediklerim var. Daha fazla yapılanları izleyen ve keşkeleri ardı ardına sıralayan olmak istemiyorum. Hayat yaşarmış gibi yapmayı bırakıp gerçekten adımın taşıdığı anlamları -kelime anlamı değil kastım, kendi kendime koyduğum tüm adlar ve anlamları- deneyimlemek istiyorum.
Kendimde var olanları tümüyle fark edip buna göre değişmek istiyorum.
"Best friend'ler üzerinden ilerliyorsun zaten sen hep" Tam işaret ettiği yerde oturmuyorum. Ama fark ettim ki bu beraber başlanıp beraber ilerlenmeyen her şeyden korkup kendimi geri çekmeme engel olmamış. Belki kişi odaklı gelişmiyor hayatım, ama kendime odaklı olmadığımı da bu yazının ilk cümlesinde de, bundan 2 ay önce de biliyordum. Şekilde değiştirdiklerim oldu. Ama hala kendi kendimin hızına varamadım. Dışarıdan medet ummalardayım. Kendi gelişimlerimi kendim başlattığım, sadece süreç içinde yardım aldığım verimli ve özgür anlara dönmeye kararlıyım.
Bir yerlere bunları yazabilmek için bile 3 hafta kıvranmış olmam bu andan itibaren kararlı olmamı engellemeyecek.
Odağından kaçma!
sanıyorum ki şunlarla alakalı:
artık başlayalım,
yeni misin nesin?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)